AKP-MHP iktidarında toplumsal çöküş her geçen gün büyüyor, toplumsal bir boyut kazanan şiddet yüreğimizi yakıyor. Toplumu kutuplaştıran kin ve nefret söylemi, gençlerimizi de etkisi altına alıyor. Eğitim, eğitim emekçileri, toplumsal dayanışma, toplumsal mücadele değersizleştirilirken şiddetin, mafyalaşmanın, çeteleşmenin özendirilmesi; şiddeti medya-siyaset-vurgunculuk bağlamında toplumsal bir soruna döndürüyor. Her geçen gün yeni cinayet haberleriyle uyanıyoruz.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan iki ayrı üzücü olay şiddetin nasıl büyük bir toplumsal yaraya dönüştüğünü gözler önüne seriyor. Hayatını kaybeden öğretmenlerimiz ve çocuklarımız için çok üzgünüz. Yakınlarına ve Türkiye halkına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
Öğretmenler kadro azlığı nedeniyle tıka basa sınıflarda çocuklarımızı yetiştirmeye çalışırken, binlerce atanmayan öğretmen işsizlikle boğuşuyor. Bakanlık okullardaki tuvaletlere sabun bile koyamıyor, eğitimin sürmesi için temel ihtiyaçları karşılayamıyor. Öğretmenler geçim sıkıntısı, mesleki sorunlar ve angarya ile işlerini yapamaz durumda bırakılıyor. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise bu koşulları iyileştirmeye çalışacağına okulların ve bakanlık bütçesinin kapılarını gerici cemaatlere sonuna kadar açmakla meşgul.
Eğitim yıllardır bilimsel temellerden giderek uzaklaşıyor, eğitim çocuklarımıza, gençlerimize, ülkemize umut olmaktan uzaklaşıyor.
Siyasal iktidar eğitim emekçilerine hak ettikleri saygıyı göstermeli, bütün topluma örnek olmalıdır. Okullardaki sorunların sebebi bütün olanaksızlıklara rağmen eğitim sistemini ayakta tutmaya, çocuklara gençlere hak ettikleri eğitimi vermeye çalışan öğretmenler değildir. Eğitimde sorun sistemdir, iktidardır, bakanlıktır. Bakanlık sorunları velilerle öğretmenleri karşı karşıya getirmeye çalışarak örtmeye çalışmaktadır.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki elim olaylar bir kez daha gösteriyor ki Milli Eğitim Bakanı görevini yerine getiremiyor. Derhal görevden alınmalı, eğitim sistemi Türkiye halkının isteğine uygun olarak bilimsel, laik, demokratik temelde yeniden ele alınmalıdır.
Yaşadığımız şiddet olaylarının temel nedeninin toplumu kutuplaştıran, şiddeti ve vurgunculuğu özendiren iktidarın dayattığı politikalar olduğu unutulmamalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler ve mensuplar memleketi olmayacaktır; Türkiye halkı cumhuriyete, laikliğe, bağımsızlığa, halkçılığa ve devletçiliğe sahip çıkacaktır.