NATO’nun yeni stratejik hedeflerini duyuracağı zirvenin bu yıl 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılması planlanıyor.
AKP-MHP iktidarı hemen kolları sıvadı. Toplantı, basın açıklaması ve gösteri yürüyüşleri yasaklandı. NATO heyetinin konaklayacağı ve geçeceği bölgeler abluka altına alındı. Çok sayıda yurtsever ve ilerici asılsız gerekçelerle tutuklandı. Ankara fiilen sıkıyönetim koşullarına sokuldu.
Amaç açıktır: Halkın NATO'ya yönelik tepkisini görünmez kılmak.
Bununla da yetinilmedi. Bir de NATO Zirvesi’ne gelenlerin göz zevki bozulmasın diye yollar paravanlarla kapatıldı. Yol güzergâhlarındaki bazı konutların dış cepheleri makyajlandı.
Güneş balçıkla sıvanmaz
Türkiye halkının NATO’ya, emperyalistlere, siyonistlere öfkesini ne yapsanız gizleyemezsiniz.
Türkiye halkının yoksulluğunu dış cephelerde yaptığınız boyalarla, yol kenarlarına koyduğunuz reklam panolarıyla gizleyemezsiniz.
Emeklileri yok olmaya, emekçileri sefalete, halkı işsizliğe mahkum etmişken milyarlar dökerek yaptığınız protokol havalimanıyla ve yeni fiyakalı yollarla kimsenin derdine deva olamazsınız.
Ülkenin gerçek sahibi emekçi halkın belini pahalılık ve yoksullukla bükerken emperyalist efendilere kendini beğendirmeye çalışmakla ulusal egemenliğimizi ve toprak bütünlüğümüzü koruyamazsınız.
Amerikan köleliğine ve NATO’ya hayır
NATO emperyalizmin saldırganlık örgütüdür. Başkanlığını ABD’nin yaptığı emperyalist kampın dünyaya müdahalesinde kullandığı en önemli silahtır. NATO, sözüm ona barış ve özgürlük getireceği iddiasıyla, müdahale ettiği tüm ülkelere kan ve gözyaşından başka bir şey getirmemiştir. Kentleri yıkmış, on binlerce sivilin ölümüne, milyonlarcasının ise mülteci hâline gelmesine neden olmuştur.
İnsanlık NATO'yu şu suçlarla tanımaktadır:
• Kore halkının kurtuluş mücadelesine karşı açtığı savaşla,
• Yugoslavya’nın parçalanmasında üstlendiği rolle,
• 11 Eylül saldırısını bahane ederek Afganistan halkına taşıdığı ölüm ve yıkımla,
• Irak’ın ABD tarafından işgalindeki suç ortaklığıyla,
• Yeniden sömürge hâline getirmek için Libya’yı yakıp yıkmasıyla,
• El Kaide, IŞİD, FETÖ ve PKK’yı Irak, Suriye ve Türkiye’nin üzerine sürmesiyle,
• Sayısız darbe ve kontrgerilla harekâtının planlanmasında baş rolü üstlenmesiyle,
• Faşist Ukrayna rejimini Rusya'ya karşı kışkırtarak kardeş iki halk arasında savaş çıkarmasıyla,
• Filistin’in İsrail tarafından köleleştirilmesine, Filistin halkına yapılan soykırımlara her yönden destek olmasıyla,
• Emperyalist-Siyonist barbarların İran’a saldırısında lojistik destek sunmasıyla
hafızasına kazımıştır ve unutmayacaktır. Tüm bu kanlı tarih ortadayken iktidarın NATO’ya sunduğu destek, bağımsızlığını emperyalizme karşı savaşarak kazanmış bir ülkenin tarihine yakışmamaktadır.
NATO gericiliktir; demokrasinin, barışın baş düşmanıdır; emperyalizme baş eğmektir
Türkiye’nin 75 yıla yaklaşan NATO üyeliği Dünya halklarına olduğu gibi Türkiye'ye de huzur getirmedi. 1 Mayıs 1977, Çorum, Maraş gibi kitle kırımlarının, 1960’lı ve 1970’li yıllara damgasını vuran faşist eylemlerin, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1981 faşist darbelerinin, 15 Temmuz darbe girişimi ve o zamana kadar tırmanan terörün izini sürdüğümüzde karşımıza hep NATO ve ABD çıkar.
Emperyalist kampa baş eğen iktidarlar nedeniyle Türkiye'ye Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasya’da NATO'nun ileri karakolu olma rolü biçilmektedir.
Karadeniz’i NATO gölüne dönüştürmeyi, Rusya ve Çin’i çevrelemeyi ve dünya halklarını yeni savaşlara sürüklemeyi hedefleyen emperyalistler, ülkemize de bu amaçla daha büyük görevler biçmek istemektedir.
Trump'ın "Türkiye'ye büyük bir hediye ile geleceğini" söylemesinin ardındaki amaç da iktidarın bu muhtemel kirli savaşta emperyalizme sadık kalmasıdır. İstanbul Boğazı’ndaki Deniz Unsur Komutanlığı ve Adana çok uluslu karargâhları da bu doğrultuda atılan adımlar olarak değerlendirilmelidir.
NATO’dan çıkılsın, emperyalist üsler kapatılsın
Türkiye, bağımsızlığını ve egemenliğini ulusal kurtuluş savaşıyla kazanmış, kendi kararlarını kendisi verebilecek, kiminle işbirliği yapacağını, savunmasını nasıl düzenleyeceğini kendi başına bilebilecek özgür bir ülkedir.
Amerika’ya yanaşarak, ülkeyi Amerika’ya ve İsrail’e hizmet eden üslerle doldurarak, NATO’da kalarak ne bağımsızlığımız ve egemenliğimiz korunabilir, ne de başta Filistin olmak üzere mazlum halklara yardımcı olunabilir. Tam aksine Türkiye'nin bağımsız bir iç ve dış politika izleyebilmesi için NATO üyeliğinin sona ermesi gerekir.
Tüm vatanseverleri, barışseverleri; tüm halkımızı NATO zirvesini protesto etmeye çağırıyoruz. Ulusal bağımsızlık ve dünya barışı için emperyalizmin savaş örgütü NATO’ya karşı savaşımı yükseltmeye, emperyalizmin tehditlerine karşı topyekûn direnebilmek için örgütlenmeye çağırıyoruz.
NATO’dan çıkalım, üslere el koyalım!
Katil NATO, Ortadoğu'dan defol!
Katil NATO, Karadeniz'den defol!
Katil NATO, Türkiye'den defol!
Yaşasın tam Bağımsız Türkiye!