Teslim olmayanlar yenilmez

07 Mart 2026


Emperyalist-siyonist barbar Amerika ve İsrail’in İran’a karşı 28 Şubat 2026’da başlattığı saldırının sekizinci günündeyiz.

Saldırının ilk hafta bilançosuna baktığımızda, İran ulusunun ve ordusunun ağır kayıplarına rağmen teslim olmadığını, barbarlara başarıyla karşı koyduğunu, saldırganların planını bozduğunu ve direnişini sürdürdüğünü görüyoruz.

Barbarların planı
Diplomatik görüşmeleri tuzak olarak kullanan Amerika ve İsrail, İran’a sinsice saldırdı. Amerika’nın Venezüella’da maalesef hayata geçirebildiği kafa koparma (decapitation, yani baş kesme, başsız bırakma, başsızlaştırma) yöntemine dayalı şok ve dehşet yaratma, böylece karşıtlarının direnme iradesini kırma ve ülke yönetimini uydulaştırma planını tekrar uygulamaya çalıştılar.

Barbarlar, İran’ın en üst yöneticisi Ayetullah Ali Hamaney ile yüksek komuta heyetini daha ilk hamlede katlettiler. “Yıldırım savaşı” ile geriye kalan İran yönetimini teslim olmaya zorlayabileceklerini ve uydulaştırabileceklerini sandılar. Şok ve dehşeti derinleştirmek, sivil halka yaymak için bir kız ilkokulunu vurdular, 185 çocuğu ve 28 öğretmeni soğukkanlılıkla öldürdüler. 

Yanlış hesap
Hesapları yanlış çıktı. Bağımsızlığını ve egemenliğini savunan İran, anında misilleme yaparak İsrail’i ve Körfez bölgesindeki Amerikan üslerini vurdu. Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Suudi Arabistan ve Irak’taki Amerikan üs ve tesislerine, radar ağına, askerî havalimanlarına, üslerdeki askerlerin geçici olarak taşındığı otellere ağır hasar verdi, kışlaları yıktı.  Amerikan savaş uçaklarını, İsrail ve Amerikan sihalarını düşürdü, Amerikan savaş gemilerini vurdu. İsrail ve Amerika’nın istihbarat ve komuta merkezlerini darmadağın etti.

İsrail halkı sığınaklara mahkûm oldu. Dünya finans kapitalinin gözde karargâhı, iş, tatil ve eğlence merkezi Dubai savaşın yıkımını yaşıyor.

İsrail, İran’a saldırının üçüncü gününde, fırsattan istifade, Lübnan’a da saldırdı. Günlerdir Beyrut’u yerle bir ediyor ve on binlerce insanı evsiz barksız bırakıyor ama Lübnan Hizbullahının direnişiyle büyük askerî zorluklarla karşılaşıyor.

Yeni planlar
Yıldırım savaşı planıyla en geç 48 saat içinde İran’ı çökertebileceğini hayal eden barbar Amerika ve İsrail, çöken planlarının yerine şimdi çok daha kapsamlı karma planlara geçeceklerini ilan ediyorlar.

Barbarlar, İran’ı fiziksel olarak ezme, ülkede taş üstünde taş bırakmama, şehirlerin elektrik, su, ısıtma ve kanalizasyon sistemini yıkma, sivil halkı hayatından bezdirme planını, komşu ülkeleri İran’a karşı kışkırtma planıyla zenginleştirmeye, aynı zamanda İran’ı etnik temelde bölme planıyla taçlandırmaya çalışıyorlar.

Bu amaçla, Körfez ülkelerini, Azerbaycan’ı ve Türkiye’yi İran’a savaş açmaya zorlamak için yanıltma harekâtları başlattılar, İran yapıyormuşçasına Körfez ülkelerinin sivil hedeflerine saldırı düzenlediler. İran’ın Türkiye’ye füze fırlattığını, Azerbaycan’a siha gönderdiğini iddia ettiler. Irak Kürtlerini İran’dan toprak alma, bağımsız büyük devlet kurma vaadiyle savaşa sürmeye gayret ediyorlar.

Üstünlük değil, zaaf
Barbarların sözüm ona “plan bolluğu” üstünlük değil, zaaf işaretidir. Çünkü
-İran’a saldırı ilerici insanlığın büyük tepkisiyle karşılaşıyor. İran’ı topyekûn yıkma planı ilerici insanlığın gitgide artan tepkisiyle karşılaşacaktır.

-Kuzey Kore, Rusya ve Çin, İran düşerse sıranın kendilerine geleceğini görüyor ve ellerinden geldiğince İran’a destek olmaya çalışıyorlar.

-İngiltere, Fransa ve Almanya, Amerika’yla bozulan ilişkilerini düzeltmek için her türlü alçaklığa razı olsalar da hem halklarının tepkisi hem İspanya ve Belçika’nın savaşa karşı ses çıkartmasıyla sıkışıyorlar.

-Amerika’nın savaş malzemeleri üretme ve savaşın lojistiğini sağlama imkânları sınırlıdır. Amerika ve İsrail’in iç siyaseti ile mali-ekonomik durumu, barbarları sınırlayacak ölçüde çalkantılıdır.

-İran’ın, üstüne atılan saldırıları açık ve kesin olarak yalanlamasına rağmen, özellikle Azerbaycan, barbarların yanıltma harekâtına inanmaya teşne olduğunu gösterdiyse de, bölge devletlerini İran’a karşı savaşa sürmek hiç de kolay olmayacaktır. Bu devletler açısından, “Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak” gerçek bir olasılıktır.

-Irak Kürtleri, uzak ve yakın tarihten ders alacak ve Amerika-İsrail piyonu olmayı kolayca kabul etmeyecektir. Yönetimler kabul etse de, inanıyoruz ki, Demirci Kawa’nın torunları, zalim Dehak’ın torunlarının uşaklığına razı olmayacaktır.

-Üstelik bölgedeki ve dünyadaki devletlerin büyük çoğunluğu Amerika-İsrail ikilisinin ilk ve temel planının çöktüğünü, barbarların inisiyatifi kaybettiğini görüyor.

İlk haftanın özeti
Barbarların kanlı seferinde ilk haftanın bilançosu, İran ulusunun ve ordusunun direnciyle belirlendi. İran’ın direnci, inanıyoruz ki, adım adım yayılacak, bölge halklarının ve insanlığın direncine dönüşecektir. Emperyalist-siyonist barbarlığa karşı direnme ve dayanışma, insanlığın bugünü ve geleceği açısından paha biçilmez değer taşıyor. 

İran, Lübnan, bölge ve dünya halkları emperyalist-siyonist barbarlığa teslim olmaz. Teslim olmayanlar yenilmez. Amerika ve İsrail kaybedecek. İran, Lübnan, bölge ve dünya halkları kazanacak.