Onbeşler Mersin'de anıldı

02 Şubat 2026
1920 TKP Onbeşler'i Mersin'de andi

Türkiye Komünist Partisi'nin kurucu önderleri Mustafa Suphi, Ethem Nejat ve yoldaşları, burjuvazi tarafından Karadeniz’de kalleşçe katledilişlerinin 105. yılında Mersin/Tarsus’ta anıldı.

Toplumcu Kurtuluş Partisi 1920 TKP Tarsus İlçe Merkezi Meryem Karakız Salonu'nda yapılan etkinlik, Derya İleri'nin çağrısıyla, devrim ve sosyalizm; Vatan Cumhuriyet Emek mücadelesi ve Ulusal Kurtuluş Savaşında yitirdiğimiz canlar için İstiklal Marşı ve Enternasyonal Marşı eşliğinde saygı duruşuyla başladı.

"Emperyalizme karşı bağımsızlık, istibdada karşı halk iktidarı" konulu söyleşide söz alan Parti Meclisi üyesi Fatih Kaplan, TKP’ye üyeliğinin 1979 yılında başladığını, komünist sıfatının yaşamının en büyük onuru olduğunu, 1920 TKP’de örgütlü olmaktan kıvanç duyduğunu belirtti. Partiye girdiği dönemde ülkede sınıf savaşının çok sert geçtiğini; halk güçlerini oluşturan sosyalist, komünist ve devrimcilerin büyük fedakârlıklarla kazandığı ekonomik ve demokratik hakları geriletmek için, karşılarına emperyalizm iş birlikçisi tekelci burjuvazi eliyle faşist terörün çıkarıldığını anlattı. Olağan parlamenter sistem içerisinde halk güçleriyle baş edemeyeceğini, kapitalist sistemlerinin tehlikede olduğunu varsayan tekelci burjuvazinin ABD emperyalizminin onayıyla 12 Eylül 1980’de askeri faşist darbe yaptığını ekledi. "Darbenin önlenememesinde, halk güçleri arasında ulusal çapta ortak bir demokratik cephe yerine yıkıcı rekabetin varlığının büyük zaaf oluşturduğu devrimcilerin ortaklaştığı bir tespittir." dedi. Darbecilerin; hapishaneler, yargısız infazlar ve sürgünlerle halk güçlerini dağıtmakta geçici olmaya mahkûm bir başarıya ulaştıklarını; darbenin başı Kenan Evren’in kürsülerde Kuran ayetleri okuyarak Cumhuriyet’in laiklik ilkesini yok saydığını; laiklik karşıtı odak olduğu Anayasa Mahkemesi kararıyla tescil edilen, ancak yalnızca para cezasıyla iktidarda kalmasına göz yumulan AKP’nin yolunun daha o günden açılmaya başlandığını ekledi. Bütün olumsuzluklara rağmen halk güçlerinin mücadeleye devam ettiğini; 24 yıllık AKP iktidarının artık halkın rızasını alamadığının görüldüğünü; toplumun yüzde birini oluşturan dolar milyarderi ve milyonerleri, bir avuç yerli ve yabancı tefeciyi, tekelleri ve holdingleşmiş tarikatları kollayan; yüzde doksan dokuzu oluşturan işçi, köylü, memur, emekli, öğrenci, çiftçi, esnaf, çırak, zanaatkâr, dul ve yetimi yoksullukla, aşsızlıkla, işsizlikle, barınaksızlıkla, ısınamamakla ve yetersiz beslenmeyle sınayan, onlara “gelecek güzel günler” masalı mırıldanan iktidarın seçimlerde başarı kazanamayacağını anlattı.

1920 TKP Parti Meclisi ve Mersin İl Başkanı Hasan İleri, Mustafa Suphi ve yoldaşlarının Ulusal Kurtuluş Savaşına elde silah destek vermek üzere Bakü’den yola çıkarak Türkiye’ye geldiklerini, emperyalizme karşı verilen Ulusal Kurtuluş Savaşının işçi köylü önderliğinde bir toplumsal devrimle taçlanmasını önlemek isteyen burjuvazinin hain ve kalleşçe pususuyla Karadeniz’de boğdurulduklarını anlattı. Komünist şair Nazım Hikmet’in Onbeşler için yazdığı, "Bunların sen isimlerini aklında tutma/ Fakat 28 kânunu saniyi unutma" şiirini okudu.

Dünyanın ve ülkemizin alacakaranlık döneminde olduğunu, emperyalizme direnişin askeri ve siyasi önderi durumundaki Rusya ve ekonomik önderi konumundaki Çin’in bir yandan direndiklerini, diğer yandan da uzlaşma arayışlarının devam ettiğini söyledi. "Bu dönemde direniş ve uzlaşma, kahramanlık ve ihanet, halk hareketleri ve ajan faaliyetleri, çelik irade ve yılgınlık, cesaret ve korku yan yana iç içe." dedi. Rusya ve Çin’in Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşi Cillia Flores’in ABD özel kuvvetleri tarafından haydutça kaçırılmasını kınamalarına rağmen askeri bir dayanışma gösteremediklerini ama İran’ı teslim almaya yönelik büyük ABD yığınağına karşı İran’ı silah teçhizat ve savunma sistemleriyle destekleyip denizde ortak tatbikat kararları aldıklarını söyledi.

Trump’ın Birleşmiş Milletler düzenine alternatif olarak oluşturduğu sözde Barış Kurulu’na çağrılan 69 ülkeden 19’unun imza verdiğini, Çin ve Rusya’nın katılmadığını, Mısır’ın henüz imzalamadığını ekledi. Türkiye’nin katılımının Hamas’a silahsızlanma baskısını artırıp direnişi zayıflatıcı etki yapacağını, buna rağmen Filistinliler’in teslim olmayacaklarını her fırsatta gösterdiklerini, direniş askeri gücünü büyük oranda kaybetse de halkın Gazze’yi terk etmemesinin ve silah bırakılmasına karşı çıkmasının bu iradenin kanıtı olduğunu söyledi.

"Selefî-tekfirci bir terör örgütü olan Heyet Tahrir Şam HTŞ’nin eline düşen Suriye halkı büyük acılar çekiyor. Yıkımdan önce, emperyalizme ve siyonist barbarlığa karşı direnişin ana üssü olan Suriye’de her dinden mezhepten milliyetlerden oluşan insanlar ülkelerine vatandaşlık bağıyla bağlıydılar. Şimdiki yönetim özgürlüğün ve eşitliğin amansız düşmanıdır. İşçi haklarını, kadın haklarını, düşünce özgürlüğünü, kanun önünde eşitliği kabul etmez. Kendi köleci-feodal anlayışı dışında kalan bütün düşünce ve inançları küfür sayar. Kâfir/din dışı ilan ettiği laiklere, Alevilere, Şiilere, kendinden olmayan Sünnilere, başka din mensuplarına, inançsızlara hayat hakkı tanımaz veya onlara köleliği dayatır. Köleliği ve cariyeliği meşru sayar. Suriye’nin yıkımında en büyük pay sahiplerinden biri olan AKP, Suriye’nin hakimi olacağını varsayıyordu. Bir de baktı ki Güney Suriye olduğu gibi İsrail’in eline geçmiş, AKP'ye de Filistin ve Lübnan direnişinin nefessiz kalması pahasına Suriye’nin kuzeyine hakim olmaya çalışmak kalmış." diye ekledi.

1920 TKP Mersin İl Sekreteri Mustafa Uzdiyen salondaki en yaşlı komünistin kendisi olduğunu, genç yoldaşların varlığının umutları tazelediğini, istibdada karşı halk iktidarının mutlaka gerçekleşeceğini söyledi. Kendisinin TKP’den önce tarihsel TİP üyesi olduğunu, bağımsız vatanda eşit ve özgür insanlar olarak yaşayabilmenin, işçi sınıfının ulusun önder gücü olmasıyla sağlanabileceğini ekledi.

2021 Tüm Emekli Sen Mersin Şube Başkanı Hüseyin Kurt, Onbeşleri saygıyla anarak; "Ülkemizde emekçi halkın refaha ulaşmasını istiyorsak, alnı ak başı dik onurlu yurttaşlar olarak yaşayacaksak, olmazsa olmazımız, birleşmiş kapitalist sınıfın karşısında halkın birleşik gücünü birleşik cephesini sağlamaktır. Yoksa 1980 darbesinde olduğu gibi burjuvazinin hapishanelerinde birleşiriz." dedi.

Dilek Ant’ın Nazım Hikmet’ten okuduğu şiirlerde hüzün ve coşku yan yanaydı. "Hayali gönlümde yadigâr kalan" ağıdına bütün konuklar eşlik etti.

Etkinlik, TKP Marşı'nın hep bir ağızdan coşkuyla okunmasıyla tamamlandı.