Yaşamını işçi sınıfı mücadelesine adamış olan Süleyman Üstün, aramızdan ayrılışının 8. yıldönümünde (19 Mayıs) Zincirlikuyu mezarlığında anıldı.
Yaşamının her anında aydınlık güzel günler için mücadele eden Üstün'ün anmasına ailesi, öğrencileri, dostları, çalışma arkadaşları, TKP 1920'li yoldaşları ve TÜM-İGD'li gençler katıldı.

TKP 1920 olarak HDP’ye yönelik olarak gerçekleştirilen provokasyonları kınıyor, yaralıların bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını diliyoruz. İşçi ve emekçi halkımızı AKP’nin provokasyonlarına karşı uyanık olmaya, halkların kardeşliği mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz.

İşçilere artı değeri, metayı, sınıf kavramını öğretmekle kalmayıp kadın-erkek eşitliğini, karşısındakine saygı duymayı, sevmeyi, hoşgörüyü de anlatan, 8 yıl önce 19 Mayıs 2007'de yaşama gözlerini yuman işçi sınıfının hocası Süleyman Üstün'ü anıyoruz.

Amerikan emperyalizminin “bizim çocuklar” diye adlandırdığı Kenan Evren cuntasının kurduğu 12 Eylül rejimi, AKP'nin bugünkü gericilik, vurgunculuk ve savaş rejiminin yolunu açtı.

12 Eylül cuntasının başı Kenan Evren'in ölümü; AKP'ye, gericiliğe, vurgunculuğa, sömürgeci savaşa, NATO'ya karşı birleşik halk mücadelemizi yükseltme çağrısı olsun.

Alınteriyle yaşayan bütün dürüst yurttaşlar birleşip bir halk hükümeti oluşturabiliriz. Sömürücü ve asalak zalimlerin diktasına son verebiliriz. İşsizlik korkusunun olmadığı, herkesin insanca çalışıp insanca yaşadığı bir hayatı elbirliğiyle kurabiliriz. Bağımsız, demokratik, kamucu bir ülkede eşitlik ve özgürlük içinde yaşayabiliriz.

Birleşelim, örgütlenelim, yeni Soma'lar olmasın diye harekete geçelim.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin silahlı gücü Kızıl Ordu'nun Nazi-faşist Alman ordusunu yenerek kayıtsız şartsız teslim aldığı 9 Mayıs 1945'in 70. yıldönümü bütün ilerici insanlığa kutlu olsun.
Faşizme karşı zaferin 70. yılında, dinci gericiliği ve faşizmi bu kez neoliberalizmle harmanlayarak halkların üzerine salan; halklara savaş, yıkım ve ölüm dayatan emperyalist bloka ve işbirlikçi kapitalist uzantılarına karşı yeni sosyalist devrimler, yeni ulusal kurtuluş devrimleri mayalanıyor.

İdam sehpasına çıkarılan üç yiğit devrimcinin gözünde korkudan, pişmanlıktan eser yoktu. Aksine, onları katletme kararını veren kukla cuntaya, cuntanın iplerini elinde tutan Amerikan emperyalizmine ve işbirlikçi tekelci burjuvaziye meydan okudular. Sömürücü zorbaların eninde sonunda yıkılıp gideceğini; bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm mücadelesinin zafere kavuşacağını; devrimi gerçekleştiren işçilerin, köylülerin, halkın egemenliğine dayanan yeni bir dünyanın mutlaka kurulacağını haykırdılar.

1 Mayıs 2015'te, Taksim ablukasını delmek için bir kez daha yola çıkan işçiler, emekçiler, gençler; AKP'nin, 1 Mayıs'ı Türkiye işçi sınıfının tarihinden ve şehitlerinden; siyasal, sosyal ve ekonomik davasından koparma oyununu yine boşa çıkardılar.
Taksim'in 1 Mayıs meydanı olduğunu yeniden resmen tescil ettirene kadar mücadele etme sabrına sahip olan işçi sınıfı ve dostları, inanıyoruz ki, bununla da yetinmeyecekler.
1 Mayıs 2015'in dersi şudur: Daha bilinçli, daha örgütlü, daha güçlü, daha kitlesel olacağız; zafere kadar mücadele edeceğiz.

Türkiye işçi sınıfı, şehir ve köy emekçileri, bütün halkımız 1 Mayıs 2015'i AKP'nin gayrimeşru gericilik, vurgunculuk ve savaş rejiminden kurtulmak, bütün halkın iradesini temsil eden birleşik bir halk hükümeti kurmak hedefiyle karşılıyor.

Yaşasın 1 Mayıs! Sömürüye ve Zulme Direnmek Haktır!

TKP 1920 İstanbul İl Örgütü, Aydos piknik alanında 1 Mayıs Dayanışma Pikniği düzenledi.

TKP 1920, etnik köken, ırk, dil, din, mezhep, kültür farkı gözetmeden bütün halkların kardeşliğini ve dostluğunu savunuyor. Emperyalist, kapitalist, şovenist ve militarist yaklaşımları reddediyor.

Ermeni halkına kıyanlar, Türkiye'nin bütün işçilerine ve emekçilerine, bütün halklarına kıyanlardır. Halklar arasındaki sorunların

TKP 1920, duygu, düşünce ve özlemlerini paylaştığı ve tercihlerini saygıyla karşıladığı yurttaşlarımızla birlikte yürümeye devam ederken onlara katı gerçekleri anlatıyor. AKP'nin sahte seçim oyununu esas alan uzlaşmacıların nafile projeleriyle kurtulamayacağımızı belirtiyor. AKP'yi ve yardakçılarını, emperyalizmi ve işbirlikçilerini; işçi sınıfının, şehir ve köy emekçilerinin, ezilen

Güvencesiz çalışma ya da diğer adıyla sık sık duyduğumuz taşeron işçilik sermayenin emeğe karşı son yıllarda gittikçe artan örgütlü saldırganlığının bir sonucudur. Bugün Türkiye işçi sınıfının daha örgütlü, daha mücadeleci, daha direngen, daha güçlü olduğu dönemde kazandığı güvenceler patronların teşvikiyle sermaye yanlısı hükümetler tarafından bir bir yok ediliyor.

TKP 1920 İzmir İl Örgütü 5 Nisan günü, 1 Nisan 1977’de afişleme çalışması yaparken faşistler tarafından katledilen İGD ve Beton – İş üyesi Avni Ece'yi mezarı başında andı.

 

Anlaşılıyor ki, AKP iktidarı silahlı eylemleri bahane olarak kullanarak uyguladığı terörle halka gözdağı vermek, sokaklarda ve meydanlarda hak arayışlarını durdurmak, kendi içindeki çekişme ve çatışmaları gizlemek, artan işsizliği ve yoksulluğu örtbas etmek, çöken dış politikayı unutturmak istiyor. Sistemli şiddet politikasıyla gericilik, vurgunculuk ve savaş rejiminin ömrünü